Whatsapp Whatsapp
Telefon Hemen Ara

Direkt Laringoskopi

Vücut sistemimiz gereği konuşurken, bağırırken hatta inlerken hepimiz ağzımızdan ses çıkarırız. Çünkü aldığımız nefesi akciğerlerimiz boğazımıza doğru itelerken geçen hava, gırtlağımızın iki yanında bulunan ses tellerini titreştirir ve ses oluşur. Sesimiz kendimize özgüdür ve güzeldir ama birçok sebebi olsa da bazen normalinden daha uzun süreli ses kısılmaları da başımıza gelebilmektedir. İşte bu gibi bir durumda ve ses tellerinde nodül, kist veya polip gibi iyi huylu kitleleri belirlemek, hatta daha fenası kötü huylu kanser hücrelerini belirlemek için “Larenks” yani gırtlak kısmını inceleyebilmemiz, neler olduğunu görebilmemiz gerekmektedir. Bununla beraber boğazın şişmesini ve müzmin ağrısını saptamak, istenmeden gırtlağa kaçan yabancı bir cismi çıkarmak, yutma güçlüğü, boğazda bir şey varmış hissi, ağızdan çokça kan gelmesi, bitmeyen öksürük nedeni gibi durumların tespiti için de larenks (Gırtlak) incelenmeli ve probleme göre tedavi süreci başlamalıdır. Bu inceleme, kesim yoluyla ameliyat ile olabildiği gibi “Laringoskopi” yöntemiyle kesim olmadan da yapılabilmektedir. Bu yöntemin de indirekt ve direkt laringoskopi olmak üzere iki çeşidi bulunmaktadır.

Direkt Laringoskopi Nedir?

İndirekt laringoskopi yönteminde hekim, bir yandan hastanın dilini tutarak diğer yandan da larenks (gırtlak) kısmına ışık düşürerek larenks aynası denilen ayna ile gırtlağı, ses tellerini görüntülemeye çalışmaktadır. Hastadan bir ses çıkarması istenir ve buna göre ses telleri titreşimi, hareket kısıtlılığı olup olmadığı kontrol edilmeye çalışılır ki bu pek de detaylı bir gözlem değildir haliyle. İşte bu yüzden, larenksi daha iyi görebilmek ve inceleyebilmek için “Direkt Laringoskopi” yöntemi uygulanır. Ayrıca direkt laringoskopi anestezi ile yapıldığı için, boğaz iç cidarına dokunulunca gelen öğürme hissi, bulantı gibi problemler olmayacak ve özellikle çocuklar daha rahat edeceklerdir. Hatta bazen larenksin ayna ile görünmesini engelleyecek marazi durumlar, direkt laringoskopi yöntemini kullanmayı mecburi kılacaktır. Bu yöntemde laringoskop denilen, ışıklı, farklı yaşlara göre ebatları bulunan özel aletlerle muayene yapılmaktadır. Böylece larenks yani gırtlak kısmı aynadan değil, drekt olarak görünür ki adına bu yüzden direkt laringoskopi denilmiştir. Her yaş ve cinsteki kişilere kolaylıkla uygulanan bu yöntemden önce, eğer genel anestezi yapılacak ise hasta son 8 saattir bir şey yememiş hatta acil alması gereken ilaçları ile içtiği su haricinde bir şey içmemiş olması gerekmektedir. Kan sulandırıcı, aspirin gibi kanamayı arttırabilecek ilaçları da kullanmaması gerekir. Hekim kararıyla gerekirse göğüs radyografisi, yemek borusu ve gırtlak röntgeni, tomografi istenebilir. Hali hazırda hastanın üst solunum yolu enfeksiyonu da olmaması gerekir. Operasyon esnasında hasta sırt üstü yatırılır ve baş kısmı 15 cm yükseklik olacak şekilde yastıkla beslenir. Omuz ve ense kaslarının gevşetilmesi için kollar iki yana atılarak rahat bir pozisyonda yatan hastaya da danışılarak genel veya lokal anestezi yapılır. Daha sonra hekim, sol eliyle bir yandan hastanın ağzını açık tutup dilini sabitlerken sağ eliyle de laringoskop cihazını, ağızdan daldırarak larenksin üst ucunda bulunan ve nefes alırken açılıp yutkunurken ise soluk borumuza bir şeyler kaçmasın diye kapanan “Epiglot” denilen kapakçığı görecek kadar yakınlaştırır. Artık laringoskop cihazı orta hatta getirilir ve larenksi rahatlıkla görüp dokulara temas edebilir.  Aslında her iki yöntemde de amaç larenksi yakından görüp tanı koymak, problemi anlamak olsa da direkt laringoskopi’de aynı anda tedavi de yapılabilmektedir. Laringoskop içinden geçirilen özel penslerle gırtlak içindeki yabancı cisimleri almak, yine bir boru yardımıyla ifrazatı emmek, biyopsi (Doku parçası) almak, hücre toplamak, nodül, kist veya polip gibi yapıları almak gibi işlemlerin yanında, cerrahi bir mikroskop ile “Mikrolaringoskopi” denilen işlemle görüntüleri alarak aynı seansta mikro cerrahi müdahale yapma imkanı bile mümkündür.

Olası Komplikasyonlar Nelerdir?

Evvela anesteziye karşı alerjik bir reaksiyon olarak kan basıncındaki anormalliklerden oluşan dolaşım bozuklukları ile, kalp ritim bozuklukları, kaşıntı, uyanma sırasında huzursuzluk veya uykulu olma halleri görülebilir. Narkoz sırasında kanamayı önleme amaçlı verilmiş olan bir ilaç da bu durumları tetikleyebilir. Bunun yanında boğazda şişlik, yanma, sancı veya kanama, kasılmalar, solunum bozuklukları; dudaklarda, diş etlerinde, bademcik ve ağız içinde yaralanmalar, ense kısmında ağrı, ses değişikliği veya kısıklığı, dilde uyuşukluk ve tat alamama gibi yan etkilere de rastlanabilir. Şayet gırtlakta aşırı kanama, ödem veya şişlik gibi durumlar oluyorsa duruma göre boyun kısmından cerrahi kesim yoluyla yapılacak bir ameliyata da ihtiyaç duyulabilmektedir.